Category

Bitkiler

Category

Faranjit hastalığı, kişinin ağız ve burun boşluğunun arka tarafında bulunan yutak bölümünün, yani farinksin iltihaplanması durumudur. Bulaşıcı bir hastalık olan faranjit, belirtiler ve şikayetler gözlendiği durumda vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Zira tedavide geç kalınması durumunda bronşite, dönüşme riski oldukça yüksektir. Faranjit neden olur? Hastalığın temel sebebi genellikle viral kaynaklardır. Faranjitin ortaya çıkmasında en sık karşılaşılan etkenlerin başında adeno virüsler gelmektedir. Bununla birlikte bakteriyel sebeplerden kaynaklı olarak da ortaya çıkabilen faranjit, nadiren de ağızda oluşan mantar enfeksiyonlarından kaynaklanabiliyor. Ayrıca faranjitin oluşmasını tetikleyen; Sigara kullanmak, Kirli, tozlu ortamlara maruz kalmak, Aşırı sıcak veya soğuk yiyecek ve içecekler tüketmek Boğazın çok sık temizlenmesi, Çürük dişlerin tedavisinin zamanında yapılmaması gibi birtakım nedenler de faranjitin ortaya çıkmasın da etkili rol oynuyor. Faranjit belirtileri nelerdir? Faranjit hastalığı akut faranjit ve kronik faranjit olarak iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Akut faranjit çok net, belirgin özellikler ve şikayetler gösterdiği için tanı koymak kronik faranjite kıyasla çok kolaydır.…

Aloe vera, geçmişi eski Mısır’a dayanan ve tıbbi amaçlı kullanılan farklı faydalara ve değişik özellikere sahip bir bitkidir. Hassas yapısı ve nemli ortam araması nedeniyle tropikal iklimlerde yetiştirilmektedir. Sağlık açısından çok fazla mucizevi faydası vardır. Aslında, aloe vera özleri ve bu özlerden elde edilen desteklerin  üretimi dünyadaki en büyük botanik endüstrilerinden biridir. Ticari açıdan büyük önem kazanan bu sektörde de, doğru olan markalara ulaşmak önemlidir.  Peki bu kadar kazançlı olan bir sektör gerçekten bize faydalı bir ürün mü sağlıyor? Aloe Vera Sağlık Konusunda Faydaları Aloe vera, ilaç olarak değerlendirilen iki ana madde üretir: Jel, yaprağın merkezinde bulunan hücrelerden elde edilir ve lateks, yaprak derisinin hemen altındaki hücrelerden elde edilir. Çoğu kişi cilt üzerinde oluşan rahatsızlıklarda bir çare olarak aloe jel kullanmayı tercih etmeye başladı, ancak bu konuda da çok ileri gitmemekte fayda var. Öncelikle cilt yüzeyinde bir noktada denenmeli ve ciltte sorun olmuyorsa cilt sorunu üzerinde kullanmak gerekir. Aloe vera…

Defne yaprağı; her mevsim yeşil renkte kalabilen, kokusu dünya çapında özellikle mutfaklarda ve de kozmetik alanında önemli, dalları ise tarih boyunca barışı temsil eden özel bir ağaç türüdür. Defne ağacının meyveleri ve yaprakları ayrı ayrı pek çok alanda kullanılır. Defne yaprağı öz yağı ise; yine bu ağacın meyvelerinden elde edilir ve kozmetik üretiminde çok sık kullanılır. Defne yaprağı, Latince adı “Laurus Nobilis” olan defnegiller familyasındandır. Dört mevsim boyunca yapraklarını dökmeyen çok yıllık bir ağaç bitkidir. Anavatanı Akdeniz ülkeleridir. Tüm Avrupa, Akdeniz ve Ege bölgelerinde bol miktarda bu alanların doğal koşulların da yetişebilen defne ağacı, ülkemizin özel zenginliklerinden biridir. Dünya defne yaprağı ihtiyacının % 80’i Türkiye’den karşılanmaktadır. Defne yaprağı özellikle sulu yemeklerin, etlerin aromatik bir tada sahip olması için pişirme aşamasında kısa süreli olarak kullanılan kurutulmuş bir yapraktır. Biz böyle bilsek de, yüzlerce yıldır tedavi amaçlı kullanılmış, Roma imparatorluğunda baş tacı olmuş defne yaprağı, özellikle kozmetik ve sağlık alanında çok farklı…

Bin bir derde deva bitkiler, nasıl kullanıldığında, tüketildiğinde nelere faydalıdır, nelere iyi gelir diye öğrenmeye devam ediyoruz. Sıradaki bitkimiz karabaş otu, aynı zamanda lavanta olarak da biliniyor. Akdeniz bölgesinde ve Akdeniz ikliminin egemen olduğu yerlerde hem yabani olarak kendiliğinden yetişen karabaş otu hem de özel olarak yetiştirilmektedir. Yapılan çok sayıda bilimsel araştırma ile karabaş otunun faydaları, iyi geldiği rahatsızlıklar, alanlar öğrenildi ve karabaş otunun özel olarak yetiştirilme durumu yaygınlaştı. Mis kokulu çiçekleri olan karabaş otu, mavi renklidir ve lavantaya benzetilir. Çok eski çağlardan beri tanınan, kullanılan karabaş otunun, özellikle sinir ve ruh hastalıkları tedavisinde etkili olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte baş ağrısı ve güneş çarpmalarını da gidermekte karabaş otunun rahatlatıcı etkisinden faydalanılmaktadır. Antibakteriyel özellikleri, iltihap önleyici etkisi ile 2. Dünya Savaşı sırasında askerlerin yaralarının tedavisinde ve dezenfekte işlemlerinde de karabaş otu kullanıldığı bilinir. Peki, neden karabaş otu bu kadar etkili ve şifalı bir bitkidir sorusunun yanıtı ise içeriğinde bulunan değerli maddelerde…

Kurt üzümü diye de bilinen goji berry, Tibet’in Himalaya taraflarından çıkmış olan bir meyvedir. Özellikle genel vücut sağlığına faydaları dolayısıyla goji berry, yüzyıllardır Çin tıbbında yaygın olarak kullanılıyor. Goji berrynin ülkemizde kullanımı çok kısa süre öncesine dayansa da, özellikle kilo alımına engel olduğu için tercih edilir hale geldi. Beslenmek, uzun süre tok kalmak, sinir ve bağışıklık sistemlerini güçlendirmek, ama en çok da daha kolay kilo verebilmek için goji berry tüketilmekte. Kanseri önler! Sağlıksız beslenme ve yaşam koşulları dolayısıyla vücutta oluşan, hücrelere, organlara zarar veren serbest radikaller kanser oluşumunda temel sebeplerin başında geliyor. Kanser hastalığı riskini azaltmak için de bu serbest radikallerin oluşumu önleyecek, var olanları da etkisiz hale getirecek antioksidanların vücuda alınması gerekiyor. Goji berry de, antioksidanlar bakımından zengin olduğu için kansere yakalanma riskini azaltır, serbest radikallerin vücuda verdiği hasarı onarır. Kalp ve damar sağlığını korur! Goji berry, diyet lifleri bakımından güçlü bir meyvedir. Bu bakımdan goji berry tüketimi kanda…

Doğanın en güçlü şifa kaynaklarından birisi olarak bilinen ve tüm dünya mutfaklarında sıklıkla kullanılan zerdeçal, ilk olarak Hindistan’da boya olarak kullanılmaya başlanmıştır. Dünya genelinde yaklaşık 2500 yıldır kullanılan, tüketilen zerdeçalın içeriğinde bulunan etken maddenin adı “curcumin”dir. Bu maddenin pek çok sağlık sorununu önlediği, var olan sorunlara da doğal tedavi imkanı sağladığı düşünülmektedir. Zencefil ailesine ait yumrulu, otsu bir bitki olan zerdeçal aslında sıcak iklimleri sevmekte ve yıl içinde ortalama 20 -30 derece sıcaklık ve yıl içinde düzenli olarak yağış istemektedir. Daha çok Güney Asya ve Orta Doğu mutfağında baharat olarak kullanılan zerdeçal, oralardan tüm dünya mutfaklarına yayılmıştır. Mutfağın yanı sıra da verdiği doğal sarı renk dolayısıyla boya imalatında da sıklıkla kullanılıyor. Yemeklere kullandığımız zerdeçal, biraz acı biraz da biberli tat verir, hardala benzer de bir koku katıyor. Zerdeçalın yemeklerde ve boya üretiminde kullanmanın yanı sıra keşfedilen tıbbi özellikleri dolayısıyla da var olan değeri artmıştır. Zira zerdeçal, anti-inflamatuar özellikleri ile bilinir, yapılan…

Bizim beslenme sepetimize son yıllarda giren hindistan cevizi, Palmiyegiller ailesine ait ve tropikal iklimlerde yetişebilen bir meyvedir. Ağaçlarda oldukça uzun olan hindistan cevizlerinin kabukları tüylü ve kahverengiyken, iç kısımları ise bembeyaz yapıdadır. Hindistan cevizi şifalı bir besin olarak bilinmekte ve yüzyıllardır alternatif tıpta kullanılmaktadır. Yediğimiz, suyunu içtiğimiz, yağından şifa bulduğumuz hindistan cevizi; C, A ve K vitaminleri bakımından oldukça zengindir. Hal böyle olunca da cilt, saç ve vücut sağlığına oldukça faydalıdır. Bu sebeple de ilaçlarda, takviye gıdalarda, saç bakımı ve kozmetik ürünlerde, kremlerde hindistan cevizi kullanılır. Hindistan cevizi yağı ile hazırladığımız maskelerle cilt sağlığımızı destekleriz. Yüzyıllık ömrü olan hindistan cevizi ağacı, genellikle 60-70 yıl boyunca devamlı olarak meyve verir. Bizim ülkemiz gibi tropikal olmayan bölgelerde yetişmesi çok zor olan hindistan cevizi bizim mutfaklarımıza genellikle toz halinde geliyor. Ancak faydaları artık tüm dünya tarafından bilindiği için meyve olarak da hindistan cevizi bulmak mümkün oluyor. Hindistancevizi, kolay sindirilebilen yağdan yüksek miktarda içerdiği…

Günümüzde metabolik hastalıkların, obezitenin, kalp ve damar, akciğer, karaciğer, bağırsak gibi çok ciddi rahatsızlıkların bu derece yaygınlaşmasının en önemli sebebi kesinlikle doğal beslenmiyor olmaktır. Marketlerde hazır olarak satılan paketlenmiş, katkı ve koruyucu madde içeren besinlerin pek çoğunun sağlığımıza hiçbir faydası olmadığı gibi çok ciddi zararları da var. Özellikle rafine edilmiş bembeyaz şeker tüketmek demek, tüm hastalıklara davetiye çıkarmak demektir. Şeker tüketerek; yüksek kan şekeri seviyesi, kalp sorunları ve obezite başta olmak üzere hayatı tehdit eden hastalıklara uygun ortam oluşturuyoruz. İşte bu etkileri en aza indirmek amacıyla pek çok kişi düşük kalorili, bitkisel kaynaklı tatlandırıcı maddeler tüketme eğiliminde. Günümüzde şeker yerine kullanılan maddeler arasında en popüler olanlar ise; stevia, sükraloz, sakarin ve aspartamdır. Ancak bunların içinde stevia otu, bitkisi diğerlerine göre bir tık daha sağlıklı ve faydalı olarak kabul ediliyor. Stevia neden diğer tatlandırıcılardan daha iyi? Aslında stevia adı, hem tatlandırıcı sağlıklı gıda marketlerinde satılan tatlandırıcı maddeyi hem de bu tatlandırıcının…

Sağlıklı yaşamın doğal yaşamdan geçtiğinin daha iyi anlaşıldığı günümüzde doğal beslenmeye daha çok önem verilmeye başlandı. Bu bakımdan doğanın bir mucizesi olan bitkiler tohumlar, yaşam ve beslenme alanlarımızda çok daha geniş yer almaya başladı. Bu bağlamda yaşamımıza giren spirulina da yüksek besin değerine sahip ve sağlığa faydalı olduğu için tüketilmekte. Bizim son yıllarda tüketmeye başladığımız spirulina, aslında asırladır tüketilen mikroskobik su yosunudur. Son dönemlerde “süper besin” ya da “denizden gelen mucize” şeklinde anlatılan spirulinayı daha yakından tanımakta fayda var. Basitçe su yosunu olarak tanımlayabileceğimiz spirulina, teknik olarak bir bitki değil, bir tür siyanobakteridir. Yani spirulina; mavi-yeşil algler, mavi-yeşil bakterilerden bir tür. Tıpkı evlerimizdeki akvaryumun suyunu yeşile dönüştüren, suyu bulanıklaştıran, akvaryum cam ve tabanında yosun katmanı oluşturan “şey” bir siyonabakteridir. İşte bu spirulina; tropikal iklimlere yakın iklimlerde, türüne göre okyanusta veya tatlı sularda yaşayan, bakteri benzeri mavi-yeşil canlılardır. Spirulina mikroskobik spiraller şeklinde büyüyor ve bu spiraller de birbirilerine yapışıp bir tabaka…