Category

Meyveler

Category

Sıklıkla bir sebze olduğu düşünülse de, salatalık aslında bir meyvedir. Yararlı besin maddelerinin yanı sıra içindeki bazı bitki bileşikleri ve antioksidanlar, bazı hastalıkları tedavi etmeye ve hatta önlemeye yardımcı olabilecek kadar yüksektir. Ayrıca, salatalıkların kalorisi düşüktür ve iyi miktarda su ve lif içerir. Bu sayede, hidrasyonu artırmak ve kilo vermeye yardımcı olmak için idealdir. Salatalık, antik zamanlardan beri Hindistan’da yiyecek ve tıbbi amaçlarla yetiştirilmektedir ve uzun süredir Akdeniz diyetinin bir parçası olmuştur. Türüne bağlı olarak, salatalık bir salataya dilimlenebilir veya bir aperatif olarak yenir ayrıca bir yemek sonrası atıştırmalık olabilir. Kabuklu veya kabuksuz olarak tüketilebilirler. Salatalık ayrıca birçok güzellik ürününde bulunur. Bu yazıda salatalıkların besin içeriğine, muhtemel sağlık yararlarına, salatalık yeme veya kullanma ipuçlarına ve olası herhangi bir sağlık riskine değineceğiz. Salatalık başlıca sudan oluşur. Bazı insanlar güneş yanığının hafifletilmesi için salatalık kullanır. Araştırmalar, salatalıkta bulunan bir bileşiğin kanserle savaşılmasına yardımcı olabileceğini gösteriyor. Salatalıklarda lignan bulunur ve kardiyovasküler hastalıklarla mücadelede…

Yaz, kış her evde mutlaka bulunan salataların, çorbaların, çoğu yemeğin içine katılan limon tam bir sağlık deposudur. Öyle ki, limonun sağlığa faydaları kuşaklardan beri bilinen bir gerçektir. Yüksek oranda vitamin, mineral ve antioksidanlar barındırması limonu her bireyin beslenme programının bir parçası haline getirmiştir. Yüksek tansiyondan, solunum bozukluklarına, yanıklardan, obeziteye, iç kanamalara, diş problemlerinden, ateşe, kabızlığa, hazımsızlığa, boğaz enfeksiyonlarına kadar sayısız hastalığın doğal yoldan tedavisinde limon kullanılmaktadır. Ayrıca saç ve cilt bakımında, ruh sağlığının iyileştirilmesinde de limonun olumlu etkilerinden bahsetmek mümkün. Hatta eski çağlardan beri limonun terapatik özelliği bilinir ve bu etkisinden yararlanılır. Limon, uygulanma, kullanılma biçimine göre pek çok alanda ilacımız olabiliyor. Ancak en sık olarak limon suyu şeklinde tüketiliyor. İçme suyuna eklenerek ya da sade olarak tüketildiğinde limon suyu, böbrek taşları konturlarının azalmasını ve vücut sıcaklığının dengelenmesini sağlar. Limon suyundan yapılan ve serinletici bir içecek olarak bilinen limonata da, vücudun daha sakin ve serin kalmasına yardımcı olur. Fakat limonatanın faydalarından en iyi şekilde…

Liflere beslenmemizde gerek duyduğumuz bilinen bir gerçek ancak bu kadar lifli gıdalar tüketmemize rağmen maalesef pek çok insan hala yetersiz miktarda lif alıyor. Özellikle batı dünyasında uygulanan diyetler, lif gibi önemli bir besin kaynağının beslenme düzeninden çıkmasına sebep oldu. Lakin yüksek lifli gıdalar, kanserden, kalp hastalıklarından, böbrek taşlarından, adet semptomlarından, obeziteden korunmak için büyük önem arzediyorlar. Yüksek Lifli Gıdaların Faydaları Ekmek ve mısır gevrekleri gibi pek çok işlenmiş gıda içerisine fazladan lif eklenmektedir ancak bu destek lifler maalesef en sağlıklı lif çeşitleri arasından seçilmiyorlar. Hatta pek çok lif desteğinin ciddi anlamda sağlığa tehlikeli olduğu bilinmektedir. Bu nedenle lifleri hali hazırda doğal yoldan bol lifli besinler ile almak çok daha mantıklıdır. Çözünür lifler vücutta yağ asitlerini bir araya getirebilen bir jel oluşumu sağlarken, çözünmeyen lifler ise bağırsak hareketlerini destekler ve bağırsaklar için sindirilecek oluşumlar yaratırlar. Dolayısıyla besinlerde bunların denge içerisinde bulunmaları beklenir. Bol Lifli Meyveler Avokado Avokadonun lif içeriği tipine göre…

Egzotik, tropikal meyvelerden birisi olan kivi, ülkemizin meyve kültürüne çok da eski olmayan bir dönemde girmiştir. Günümüzde semt pazarlarında uygun fiyata satın alınabilen kivi, yakın zamana kadar pahalı ve herkesin kolaylıkla alamadığı meyvelerden birisiydi. Bu bakımdan meyve tüketimi sıralamamızda kivi ilk sıralarda yer almıyor. Ancak bu egzotik tada sahip meyve sağlık açısından çok önemli faydalara sahiptir. Özellikle Çin’de çok eski çağlardan beri geniş bir şekilde yetişme alanı bulan kivi, pek çok hastalığı önleyici özelliktedir. Kivinin sayısız vitamin, mineral ve faydalı elementi bünyesinde barındırıyor olması onu yetişkinler kadar çocukların sağlığı üzerinde olumlu etkiler veren bir meyve haline getiriyor. Kivi; A, E, K vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi faydalı mineral ve elementleri içerdiği için beslenme programına alınması gereken bir meyvedir. Zira içerdiği yüksek orandaki lif, sindirim sistemi sağlığı için hayati önem taşır ve mideyi, bağırsakları hastalıklardan korur. İçerdiği bu önemli besin maddeleri sayesinde sağlığımıza pek çok alanda katkı sağlar. Düzenli olarak kivi tüketimi başta kanser olmak…

Bizim ülkemizin damak tadına ve beslenme alışkanlıklarına çok da tanıdık olmayan papaya, yüksek besin değeri ve faydaları dolayısıyla tüm dünyada her geçen gün popüler hale geliyor. Yapılan bilimsel araştırmaların sonuçlarını göz önünde bulundurduğumuzda papayayı beslenme sepetimize eklememiz gerekliliği de açık. Christopher Columbus’un deyimiyle “meleklerin meyvesi” olan papaya hem meyve hem de sebze olarak tüketilebilen çok yönlü bir meyvedir ve insan sağlığına da sayısız faydaları vardır. Köken olarak Amerika’nın tropikal bölgelerine uzanan papaya bitkisi ilk olarak Meksika’da yetiştirilmiş ve şimdi dünyanın hemen hemen tüm tropikal bölgelerinde yaygın olarak yetiştirilmektedir. Dikildikten 3 yıl sonra meyve vermeye başlayan papaya, çoğunlukla erken yaz ve sonbahar aylarında ortaya çıkmakta ve tüketilmektedir. Soğuk havalara dayanıklılığı hiç olmayan papaya, sadece sıcak, hatta tropik iklimlerde yetişmektedir. Görünüş olarak bizim aşina olduğumuz armuda benzeyen papaya, hafif yağlı gibi, tatlı etli bir meyvedir ve tadı biraz da kavuna benzer. Tıpkı avokado gibi papaya da, olgunlaştığından gerçek tadını alır ve yumuşar.…

Ne elma, armut, portakal gibi her mevsim bulunan, her evde tüketilen bir meyvedir, ne de çok sayıda kişinin “en sevdiği” meyvedir. Ancak bir tane yiyip tadına bakmakla vazgeçilemeyecek kadar lezzetli bir meyvedir hünnap. Çok nadiren aklımıza gelir de “birkaç tane hünnap olsa da yesek” deriz. Fakat faydalarını biliyor olsaydık bundan daha fazla önemseyeceğimize ve evimize mutlaka almaya özen göstereceğimize eminim. İşte bunun için hünnabın faydalarından bahsetmek, onu daha sık tüketilen bir meyve haline getirmeye katkı sağlamak isteriz. Çünkü özellikle ülkemizde hünnap, bizce hak ettiği yeri almış değil. Hünnap hem düşük kalorili hem de yüksek enerji veren bir besin kaynağıdır. Hünnabın tüketim tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eski sayılabilir. Özellikle Çin’de çok eski çağlardan bu yana hünnap, alternatif tıp aracı olarak kullanılmaktadır. Çin’in ardından Aysa ülkelerinde tüketimi yaygınlaşan, alternatif tıbba destek için tüketilen hünnabın bizim topraklarımıza gelişi o kadar da eskiye dayanmıyor. Hünnap; içerdiği besin maddeleriyle çok etkili bir enerji kaynağıdır. Küçücük…

Kırsal kesimlerde ya da şehirlerde yol kenarlarında yabani olarak yetişmiş kızılcık ağaçlarına, çalılarına rastlamak mümkün. Özellikle kırsal kesimde yaşayanların faydalarını bildiği ve bir meyve gibi tükettiği, marmeladını, pekmezini yaptığı kızılcık, şehir insanları için “yabani” oluşunu korumaktadır. Ancak kızılcığın ne işe yaradığı, nelere iyi geldiği konularında yapılan bilimsel araştırmalar, özellikle marmelat ve içecek olarak şehirlerde de tüketilir hale getirmektedir. Aslında çok eski çağlardan itibaren tıbbi amaçlı kullanımı yaygın olan kızılcık, giyim malzemeleri ve battaniye, kilim gibi eşyaları boyamak için de kullanılmıştır. Bizim özellikle üzerinde durmak istediğimiz konu kızılcılığın, sağlık açısından getirdiği faydalardır. Peki, kızılcık sağlık açısından neden bu kadar faydalıdır? Sorusunun yanıtı ise içerdiği zengin miktardaki vitamin, mineral ve bileşenlerde saklıdır. Şöyle anlatmak gerekirse; ortalama 100 gram kızılcık 46 kalori enerji içermektedir. Aynı şekilde yine 100 gram kızılcık sadece 12.2 gram karbonhidrat, bolca A, C, E ve K vitaminleri, tiamin, riboflavin, piridoksin gibi vücut sağlığı açısından hayati önem taşıyan mineraller ve elementler…

Aslında görünüş olarak çok da iştah açıcı, cezp edici, tam olarak yemeye uygun ve albenili bir besin olmasa da, keçiboynuzunun inanılmaz derecede enerji deposu olmasıyla değerli bir bitkidir. Akdeniz ikliminin etkili olduğu, ılıman bölgelerde yetiştirilen keçiboynuzu, taze olarak tüketildiğinde çok tatlıdır. Çünkü içinde bulunan şekerimsi bir sıvı ona bu tadı verir. Keçiboynuzu daha çok cinsel gücü ve isteği artırmasıyla tanınsa da, karbonhidrat, yağ, beta-karoten ve sodyum bakımından çok zengin bir besindir. Ayrıca A ve C vitaminleri, selenyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve daha çok sayıda vitamin, mineral ve yararlı element içermektedir. Bundan dolayı da sağlıklı bir vücut ve metabolizma için keçiboynuzu tüketimi önerilir. Keçiboynuzunun faydaları Yükse oranda enerji verir, vücudu dinç ve zinde tutar. Özellikle kış aylarında tüketildiğinde mevsimsel olarak artış gösteren astım, bronşit gibi solunum yolları hastalıklarının tedavisinde etkilidir. Yine mevsimsel rahatsızlıklar olan gribal enfeksiyonlar ve viral rahatsızlıkları giderir. Soğuk havalarda üşütmeden kaynaklanan tüm rahatsızlıklarda tedavi edici etki gösterir. Çok…

Tropikal bir meyve olan mangostan, Asya’ya özgü meyvelerden birisidir. Mangostanın ana vatanı Malaya yarımadası ve Sunda adalarıdır.  Mosmor rengiyle, çok kalın kabuğuyla mangostan “Tanrıların meyvesi” ya da “meyvelerin kraliçesi” olarak da bilinir. Bu meyveyi bu kadar değerli kılan özellikleri hem eşsiz lezzeti hem de çok çeşitli alanlarda faydalı olmasıdır. Kalın kabuğunun içindeki bembeyaz, yumuşacık meyvesi tadına doyulmaz bir lezzete sahiptir. Mangostan ağacı, 6-25 metre boylarında, koyu kahverengi hatta neredeyse siyah pullu kabuklu, iç kabuğu sarı ve acı sütlü bir ağaçtır. Ağaç gayet dik gövdelidir ve yıl boyunca da yapraklarını dökmez. Ülkemizde, hatta bizim coğrafyamızda çok da tanınır bir meyve olmadığı için henüz tüketimi yaygın değil, ancak mangostan üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda faydaları tespit edildikçe, ülkemizde de tüketiminin daha fazla yaygınlaşacağı düşünülmektedir. Günümüzde tropikal meyveler satan bazı büyük marketlerde ve internet sitelerinde mangostan bulmak mümkündür. Neden “meyvelerin kraliçesi”? Portakal büyüklüğünde, ortalama 50-150 gram ağırlığında olabilen mangostanın, neredeyse üçte ikisini kaplayan 4-6…

İncir, nasıl bir meyvedir ki, neredeyse tüm dünyada bilinir, tüketim tarihi insanlık tarihi kadar eskidir ve sevenleri çok severken, bazıları ise bir kez bile tadına bakamaz.  Yaz ayları geldiğinde ülkemizdeki tüm pazarlarda, marketlerde, sokak kenarlarında bolca görülen incir, özellikle Ege ve Akdeniz bölgesinde çok fazla yetiştiriliyor. İncirin tabiri caiz ise bal gibi tadının yanında içerdiği antioksidanlar, lif, vitamin ve mineraller de bu meyveyi vazgeçilmez hale getiriyor. Yaz mevsiminde taze incir, 4 mevsim boyunca da kuru inciri yemeye doyamıyoruz. Ancak tarih boyunca incirle ilgili sayısız araştırma yapılmış ve bu araştırmaların sonuçları incirin aslında daha da çok tüketilmesi gerekliliğini ortaya koymuştur. Çünkü sodyum, magnezyum, demir, kalsiyum, potasyum açısından çok zengin olan incir; A, B2, B3, B6, C, E ve K vitaminlerinin de çok kaliteli bir kaynağıdır. Sayısız değerli elementi bünyesinde barındıran incir, yağ bakımından da çok fakir olduğu için kesinlikle kalp ve mide dostu bir besin olarak bilinmektedir. Biraz da sayısal verilerle…